🌿Aile/Sistem Dizimi Sayesinde Öğrendiğim  Hayatla İlişkimi Dönüştüren 7 Anlayış

Aile/Sistem Dizimi sayesinde öğrendiğim ve yaşam felsefemi şekillendiren 7 temel anlayışı bir araya getirdim.

Belki içlerinden biri bugün senin de hayatına farklı bir pencereden bakmanı sağlar.

Katkı olması dileğiyle…

  1. Aidiyet herkesin en doğal hakkıdır.
    Bir aile sisteminde görülmeyen, dışlanan ya da unutulan kişiler ve hikâyeler, sonraki kuşaklarda farklı biçimlerde kendini gösterir. Aidiyet hakkı yalnızca aile bireyleri için değil; kendi içimizde dışladığımız, bastırdığımız ya da kabul etmekte zorlandığımız tüm parçalarımız için de geçerlidir.
  2. İlişkilerde alma ve verme dengesi önemlidir.
    İkili ilişkilerde yalnızca vermek ya da yalnızca almak; ebeveyn olarak çocuklarımızdan almaya çalışmak, çocuk olarak ebeveynlerimize vermeye çalışmak zamanla dengeyi bozar. İlişkinin niteliğine göre, akışın sağlıklı kalması için alma ve verme prensiplerine dikkat etmek gerekir. Tükenmişlik, kırgınlık ve uzaklaşma çoğu zaman bu dengenin bozulduğu yerlerde başlar.
  3. Aile/Sistem içinde herkesin bir yeri ve takip etmesi gereken bir düzen vardır.
    Tıpkı gökyüzündeki gezegenlerin kendi yörüngesinde olması gibi, aile sisteminde de herkesin bir yeri vardır. Çocuk ebeveynin yerini aldığında ya da biri yok sayıldığında sistemde karışıklık doğar. Aile içinde yerimizi bulmak, yaşadığımız tıkanıklıkları anlamanın başlangıcıdır.
  4. Hayatımız doğduğumuz gün başlamaz.
    Yaşamımız, bizden önce gelenlerin yaşamlarıyla bağlantılıdır. Hayatta olmamız, bize nesiller boyunca taşınan hayat sayesindedir. Taşıdığımız duygular, seçimler, korkular ve tekrar eden döngüler de yalnızca bugünkü hayatımızla ilgili değildir. Aile sistemimizin görünmeyen bireyleri, bağları, kayıpları, göçleri, dışlanmaları ve sadakatleri yaşamımızda iz bırakır.
  5. Sevgimiz kör bir sadakate dönüşebilir.
    Farkında olarak ya da farkında olmadan ailesinden birinin kaderine, acısına, yoksunluğuna ya da dışlanmışlığına sadık kalabiliriz. Aynı yükü taşımak, aynı acıyı sürdürmek ya da kendine iyi bir hayat kuramamak, sevginin bilinçsiz bir ifadesi haline gelir. Özgürleşmek sevgi hissetmemek değil; sevgiyi daha sağlıklı bir yere taşımaktır.
  6. Vicdanın seviyeleri vardır.
    Vicdan her zaman bizi özgürleştiren seçimlere götürmez. Çünkü vicdan, ait olduğumuz aileye, gruba ya da sisteme sadakatle de bağlantılıdır. Bir haksızlığa sessiz kalırken, birine hak ettiğini düşündüğümüz tepkiyi verirken ya da kendi hayatımızdan vazgeçerken bile içten içe “doğru olanı yapıyorum” hissine kapılırız. Daha kapsayıcı bir vicdan ise yalnızca sadık kalmayı değil; olanı daha kapsayıcı biçimde görmeyi mümkün kılar.
  7. İyileşme, olanla bağ kurabilmektir.
    İyileşmek; herkesi affetmek, herkesle yakın olmak ya da geçmişi güzel göstermek zorunda olmak değildir. Dönüşüm, olanı olduğu gibi görebilmekten; yaşanan gerçeklerle iyi-kötü diye savaşmadan temas edebilmekten ve kendi yerimize geçerek artık bize hizmet etmeyeni bırakabilmekten geçer.