En büyük kötülükler, vicdan rahatlığıyla yapılır.
Aile/Sistem Dizimi, yaşama dair pusula görevi görebilecek önemli bakış açıları sunar. Bence bu bakış açılarının en çarpıcılarından biri, vicdan kavramına getirdiği açıklama.
Kötülüğün bu kadar görünür olduğu bir dünyada vicdan elbette önemli; ancak asıl mesele, hangi vicdandan hareket ettiğimiz. “Vicdanın da çeşitleri mi var?” diye soranları paylaşımı okumaya davet ediyorum. Bu ayrımı bilmenin, olaylara daha kapsayıcı bir vicdani tutumla yaklaşmamıza katkı sağlayacağını umuyorum.
Vicdan denince aklımıza çoğu zaman, bize doğruyu ve yanlışı fısıldayan bir iç ses gelir. Bir haksızlık gördüğümüzde insanların vicdanına sesleniriz. Vicdanlarının onları doğru olana yönelteceğini düşünürüz.
Ama bazen en büyük kötülükler, büyük bir vicdan rahatlığıyla yapılır.
Şimdi buna neden böyle dediğimi, Aile/Sistem Dizimi perspektifinden anlatmak istiyorum.
Aile/Sistem Dizimi’ne göre vicdanın üç boyutu vardır: bireysel vicdan, kolektif ya da kör vicdan ve kapsayıcı/ilahi vicdan.
Bireysel vicdan, kendi değerlerimizle ilgilidir. Örneğin bireysel olarak kimseye zarar vermek istemeyebiliriz. Birini incitmek, dışlamak, aşağılamak bize uygun gelmeyebilir. Bu bizim kişisel değerlerimizle, mizacımızla ve bireysel vicdanımızla ilgilidir.
Ama bir de ait olduğumuz gruplar vardır. Ailemiz, arkadaş çevremiz, tuttuğumuz takım, milletimiz, inancımız, ideolojimiz…
Bazen insan, ait olduğu gruba sadık kalmak için bireysel olarak asla yapmayacağı şeyleri yapabilir. Birini dışlayabilir, birini yok sayabilir, birine zarar verebilir, hatta birini öldürebilir. Hatta bunu büyük bir vicdan rahatlığıyla, iç huzuruyla yapar, çünkü bunu yaparak kendi grubunun gözünde “iyi” kalmıştır.
İşte “En büyük kötülüklerin arkasında vicdan rahatlığı vardır” derken, tam da bu boyuttan bahsediyorum.
Bu cümle kötülüğü aklamak için söylenmiş bir cümle değil. Tam tersine, insanın bazen vicdansız olduğu için değil; ait olduğu grubun vicdanına fazlasıyla sadık kaldığı için zarar verebildiğini anlatır.
Aile Dizimi’nde buna kör vicdan da deriz. Kör vicdan “bizden olanı” korur; ama “ötekini” görmez hatta zarar verebilir.
Kapsayıcı ya da İlahi Vicdan ise bizi daha geniş bir yerden bakmaya davet eder. Sadece benim tarafımı değil, dışarıda bıraktığımı da görmeye çağırır. Sadece kendi acımı değil, zarar verdiğim kişinin acısını da kapsar. Sadece ait olduğum grubu değil, sistemin bütününü dikkate alır.
Aile/Sistem Dizimi çalışmaları bizi, kolektif vicdanla dışladığımız, küçümsediğimiz ya da zarar verdiğimiz kişileri ve olayları görmeye davet eder. Kör vicdandan, İlahi Vicdan’ın daha kapsayıcı alanına doğru bir geçişe zorlar.
Çünkü dışarıda bıraktığımız kişiler, duygular ve yaşantılar sistemden kaybolmaz. Bazen bir aile üyesinin kaderinde, bazen tekrar eden bir ilişkide, bazen açıklanamayan bir acıda, bazen de bedensel bir semptomda yeniden görünür olur.
Bu yazıyı paylaşmaktaki amacım şu: “Vicdanım rahat” dediğimiz yerde biraz durmak.
Ve kendimize sormak:
Hangi vicdanım rahat?
Ben kime sadığım?
Kendi gerçeğime mi, ait olduğum grubun kör vicdanına mı, yoksa daha büyük ve kapsayıcı bir vicdana mı?
Katkı sağlaması dileğiyle…