Öz’ümden Gelen – Blog

Ünlü evrenbilimci Carl Sagan, Cosmos belgeselinin ikinci bölümünde büyüleyici bir olay anlatır.

En büyük kötülükler, vicdan rahatlığıyla yapılır. Aile/Sistem Dizimi, yaşama dair pusula görevi görebilecek önemli bakış açıları sunar. Bence bu bakış açılarının en çarpıcılarından biri, vicdan kavramına getirdiği açıklama.

Netflix’te yayınlanan Zeytin Ağacı dizisiyle birlikte Aile/Sistem Dizimi çok daha görünür hâle geldi. Bununla birlikte yöntem hakkında doğru bilgiler kadar yanlış anlaşılmalar ve merak edilen konular da arttı. Son dönemde bana en sık yöneltilen soruları ve bu sorulara kendi çalışma anlayışım doğrultusunda verdiğim yanıtları bu yazıda bir araya getirdim.

Aile/Sistem Dizimi sayesinde öğrendiğim ve yaşam felsefemi şekillendiren 7 temel anlayışı bir araya getirdim. Belki içlerinden biri bugün senin de hayatına farklı bir pencereden bakmanı sağlar.

Zeytin Ağacı’nın 3. sezonunu, Aile/Sistem Dizimi alanında uzun yıllardır çalışan biri olarak izledim. Diziyi yalnızca popüler bir yapım olarak değil; bir yöntemin toplumda nasıl görünür hale geldiğini, nasıl anlaşıldığını ve bazen de nasıl yanlış anlaşılabildiğini düşünerek değerlendirdim.

ISCA tarafından düzenlenen Paylaşarak Öğreniyoruz 2026 (Learning by Sharing 2026) etkinliğinde, “Aile/Sistem Dizimini Jungiyen Bir Mercekten Yorumlamak" başlıklı bir sunum gerçekleştirdim.

Son zamanlarda, bir penguen* sosyal medyada kendinden çokça söz ettirdi. Sürüsünden ayrılan, kalabalığın gittiği yöne değil, tam tersi istikamete doğru yürüyen bir penguen…

İnsan ruhunun derinliklerini keşfe davet eden bu eser; “Anne Arketipinin Psikolojik Yönleri”, “Yeniden Doğuş Üzerine”, “Masallarda Ruhun Fenomenolojisi Üzerine” ve “Hilebaz Figürünün Psikolojisi Üzerine” başlıklı dört bölümden oluşuyor.

“Aileye yabancılaşma”, aile içi iletişimi kesme, aileyle bağları koparma anlamına gelen;
insan olmaya dair bir olgu. İnsanlık tarihi kadar eski olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Bu çalışmayı; hızlanmak için değil durmak, yapılacaklar listesi çıkarmak için değil hissetmek, kontrol etmek için değil uyumlanmak üzere tasarladım.

Öz’ümle Kitap Kulübü’nde bu yılki Jung okumaları çerçevesinde bu ay Johann Wolfgang von Goethe’nin Faust’unu okuyoruz.

Öz’ümle Kitap Kulübü’nün 3. yılına Jung’un Anılar, Düşler, Düşünceler kitabıyla başladık.

Jung’un 86 yıllık ömrünün 83. yılında kaleme aldığı Anılar, Düşler, Düşünceler kitabı, onu daha yakından tanımak açısından çok kıymetli. Biz de Öz’ümle Kitap Kulübü’nün 3. yılına bu eserle başladık.

Ergenlik (Netflix’te yer alan 4 bölümlük dizi), 15 yaşında ergen bir oğlan annesi olmam, Ahmet Miguzzi’nin Salı Pazarı’nda başka bir genç tarafından öldürülmesi ve ülkede gençlerin son dönemde gözaltına alınmaları gibi tüm bu olaylar, bu diziyi benim için farklı bir noktaya taşıdı.

Bağlanma teorisi, 1950 ve 1960’lı yıllarda John Bowlby ve Mary Ainsworth tarafından geliştirildi ve bu teori hem çocukluk hem de yetişkinlik dönemindeki ilişkilerimizi anlamamız için büyük bir rehber oldu.

Sevgililer Günü denince aklımıza çoğunlukla romantik ilişkiler geliyor. Peki, bu Sevgililer Günü’nde en önemli ilişkiye -kendinize-odaklanmaya ne dersiniz?

Bu yazımda Aile/Sistem Dizimi çalışmalarında karşımıza çıkan “kör sevgi” kavramından bahsetmek istiyorum.

Aile/Sistem Dizimi, özellikle son yıllarda ( özellikle Zeytin Ağacı) dizisinden sonra, hem ilgi gören hem de tartışmaların merkezinde yer alan bir yöntem haline geldi. 

Yeni yazıları ilk sen okumak ister misin?
Ücretsiz bültenimize üye olup yeniliklerden hemen haberdar olabilirsin.

Loading

Jung Koçu ve Aile-Sistem Dizimi Uzmanı Özüm Çekinir, 10. ÖRAV Eğitim Şenliği kapsamında “Öğretmenin Gücü” adlı atölyede konuşmacı olarak yer aldı.

Jung, kendisi için bir mabede dönüşen evini dekore ederken, ataları için bir bölüm ayırıyor, bu esnada düşündükleri, yazdıkları, Aile Dizimi Terapisine, çok nesilli bakış açısına dair ihtiyacın altını çiziyor. 

Öz’ümle Kitap Kulübü’nün ikinci yılına, Aile Dizimi terapisindeki en değerli hocalarımdan biri olan, Svagito’nun “Yaşam Durduğunda-Travma, Bağlanma ve Aile Dizimi” kitabı ile başladık. Onun öğrencisi olmak, benim için her zaman çok kıymetli bir yerde duruyor.

Nora 2, Henrik Ibsen’in ünlü oyunu Nora (Bir Bebek Evi)‘nın devamı. Nora (Bir Bebek Evi) oyunu (buna Nora 1 diyelim), Nora’nın kocasını ve üç çocuğunu geride bırakarak evini terk etmesiyle bitiyor.

Bizler, bizi saran sistemlerden kopuk, bağımsız hareket eden varlıklar değiliz. Hepimiz benzersiz ve karmaşık ilişkilerin, ortamların ve koşulların içine doğuyoruz. 

Deprem, hemen sonrasında maruz kaldığımız sahneler/ olaylar, ekonomik problemler, siyasi belirsizlik, küresel ısınma, göçler, inanılmaz teknolojik gelişmeler… Bireysel olarak, ülke ve dünya olarak, birçok hızlı değişimin aynı zamanda yaşandığı bir döneme şahit oluyoruz.

“Jung’un bize önerdiği yol, bilinç dışımızı ve bilincimizi iki kanadımız gibi kullanarak, onun deyimiyle ‘kendini gerçekleştirme’ adlı ülkeye doğru bir kahramanlık yolculuğuna çıkmamız."

 

“Öz’ümden Gelen” yeni yazılardan ve yaklaşan etkinliklerden haberdar olmak ister misin?

Loading